Sühan Dergisi
 
  Sühan Arşiv
  Künye
  Abonelik
  İletişim
  Biz Kimiz
  Sühan Forumları
  Linkler
     

Sühan Arşiv

 

 
   

Ziyaretçi

 

 

17. Sayıda...

Editörden

 

“sivas” özel sayısı

 

      Eğer uzaklardaysanız ondan, adını her duyuşunuzda bir bıçak yürür yüreğinizin üstünde usulca. Kızgın bir gün geçer açık yaralarınızın üstünden ya da bir yayla rüzgârı değmeye başlar bağrınıza usul usul. Önce bir bulut kaynar içinizde, ardından gurbet ufuklarında yükselir başı pare pare dumanlı dağlar… Türküler dolanır da dilinize hiçbiri kendisini söyletmez her gayda, her kelime alevden bir yumak olur oturur gırtlağınız üstüne. Gözünüzde tekrar tekrar canlanır o ayrılık sahnesi… Vakit ihtimal akşamdır ve yine ihtimal mevsimlerden sonbahardır. Ardınızdan baktığını sandığınız bir çift buğulu göz, istasyonda kalabalık arasından size sallandığını zannettiğiniz yorgun bir el ya da ana babasının yanında başını doğrultup da helaline bakamayan mahcup bir gelin yüzü gibi yerleşir kalır aklınızın, yüreğinizin bir kenarına o veda günü ve hiçbir vuslat kabuk bağlatmaz daha, açılan bu ilk yaraya.

      Etinizin kemiğinizin ve ruhunuzun hamuru onunla mayalanmış gibidir. Ondan başkasını bulamazsınız kendinize yakışan. Kaçış yoktur, unutuş yoktur… Nereye giderseniz gidin içinizde götürürsünüz onu da. Kim, kimin için ne zaman yakmış olursa olsun bütün türkülere ondan sinmiş bir şeyler vardır.

Hasret, en çok onadır. Gurbet, ondan uzak kalmaktır.

      Gün geçer, ömür geçer; dönersiniz bir gün bıraktığınızı sandığınız yere. Dönersiniz yüzünde göz izini göreceğinizi bilmeden, düşünmeden. Ne siz bırakıp gidensinizdir ne de o öylece orada kalandır aslında. Dönüp de görmemek dedikleri, biraz da bu olsa gerektir.

      Eğer uzakta değilseniz ve hiç uzak kalmamışsanız ondan, bir zalim zülf-i leyla gibi çoktan bağlamıştır yollarınızı, bahtınızı. Kalmışsınızdır çaresiz, ağır aksak bir türkünün ortasında. Ya baba ocağını tüttürme endişesi, ya albümlerde sararmaya durmuş bir kaç aydınlık hatıra ve nihayetinde viran olası hanede evlad ü iyal yüzünden aklınızın ucundan bile geçmez bırakıp da onu gitmek.

      Nasıl ve ne zaman bu denli ona bağlandığınızı anlamanız mümkün değildir. Ondan başka yâr, ondan başka diyar olduğunu düşünemezsiniz. O, her halinizi bilir ve kendisini sevene her zaman gurbetten daha zalimdir. Tıpkı mevsimler, aylar günler gibi öğretir size caddelerini, sokaklarını, önünden geçtiğiniz bahçe kapılarını. Nakışlarını, renklerini farkında olmadan ezberlediğiniz küçücük bir namaz kilimi gibi serilmiştir ömrünüz önünüze.

      Kapınızdaki akasyanın ne zaman çiçek açacağını, madımağın, yemliğin ne zaman çıkacağını ve hangi trenin kaçta istasyondan hareket edeceğini bilirsiniz. Bilirsiniz bu şehirdeki hiçbir yolun sonu niye denize, göğe açılmaz. Bayramlar bayramlara karışır, düğünler düğünlere. Sessiz sedasız siz farkına bile varmadan ilkin çocukluğunuz yiter adı bile değişen sokaklarda sonra erken inen bir kış akşamı gibi usul usul kararır gençliğiniz. Hatıralarınız, unuttuklarınız, alışkanlıklarınız, tanıdıklarınız hâsılı ömrünüz bir kök gibi uzar ayaklarınız altında her mevsim biraz daha fazla yaşadığınız şehrin derinliklerine. Gölgeniz uzayıp yapraklarınızı dallarınızı rüzgâr dövdükçe köklerinize bakarsınız.

      Bir gün gitmek zorunda kaldığınızda, ayrıldığınızı sansanız, sansalar da doğduğunuz şehirde her bahar yeşeren ve gövdesinin yokluğunu hisseden kökleriniz öylece kalır.

Bu şehirde yaşıyor ve yaşlanıyorsanız; ağır, içli bir türküdür hayatınız neye ve niçin yakıldığını asla hatırlayamadığınız...

Herkesin kendi Sivasını yazdığı bu sayımız; dergimizden, şehrimize armağan olsun.

      18. sayı ile Sühan'ın yayın hayatına son vermeyi düşünmekteyiz. Son sayımızda görüşebilmek vedalaşabilmek ümidiyle…


 


 

 

mail grubumuza katılmak için mail adresinizi giriniz ve ikonu tıklayınız

 

 

 

 


 17. Sayıda


şâhî
beşir ayvazoğlu
nazım h. polat
berat demirci
turan karataş
mustafa özçelik
tuncay sandıkçı
kadir üredi
metin ö. menguşoğlu
mustafa balel
sadık yalsızuçanlar
mehmet aycı
mehmet cihangir
nihat dağlı
hasan yurtoğlu
halim şafak
ismail bingöl
nurettin durman
şeref yılmaz
adem turan
müjgan üçer
ali akar
tekin şener
erhan paşazade

mustafa oğuz
fuat çiftçi
bilal kartal
recep ş. güngör
hasan hüseyin cesur
yüksel erol
ibrahim yasak
kalender yıldız
idris ekinci
mehmet konukçu
ayşegül genç
mustafa uçurum
mehmet kurtoğlu
bilal tırnakçı
hüseyin kaya
ahmet turan alkan
evliya çelebi
 

 

son güncelleme: 02/11/07

bu site için

IE 6.0 tarayıcı

ve 800x600 çözünürlük

tavsiye edilir

 

 

her hakkı mahfuzdur

bu sitedeki tüm materyaller

sühan ismi belirtilerek alıntı yapılabilir

sühan © 2003-2007

 web dizayn:

 münir çakmak